Hanımlar, Efendiler!
Anadolu yaylasının
şu yüksek şahnişinin üstünde, bembeyaz mermerlerin yukarı kaldırdığı şu yağız
ata binmiş tunçtan adamı tanırsınız...
Mermer ve tunç,
duyan ve düşünen milletlerin elinde şimdiye kadar hatır ve hayale gelmez şekiller
aldı. Milletlerin ebediyete bağlamak istedikleri ulvi düşünceleri, derin ve
nihayetsiz aşkları ifade eden bu maden, tunç, Türk vatanında bütün halkın şimdiye
kadar duyulmamış en nadir hislerine bir şekil vererek işte karşımıza çıkıyor.
Kendi kendimize
soruyoruz: Acaba bu maden, dünyanın neresinde bundan daha ilâhi, bundan daha
güzel bir mevzuun ifadesine vasıta olmuştur?
O, bir askerdir.
Vatan müdafaası için silahını eline aldığı, emir ve kumanda mevkiine geçtiği
günden beri hiç bir defa mağlup olmamış bir askerdir.
O, bir teşkilatçıdır.
Cihan muharebesinin enkaz hâlinde bıraktığı bir devletten yepyeni bir devlet çıkarmak
için lazım gelen unsurları o topladı.
O, bir rehberdir.
Askerlikte, idarede, siyasette, içtimaiyatta, sanatta ve zevkte bize daima
hayret veren en güzel esasları o koydu, en güzel şekilleri o gösterdi.
O, bir baştır.
Perişan gönülleri ümitle dolduran, harp meydanlarının toplanma noktasını haber
veren yüksek bir bayrak gibi muhtelif yollarda dağılmış zekâları aynı irade altında
toplayan, yanına giren her ferde, “Sen benim fevkimdesin.” dedirten, ortaya
koyduğu esaslara candan sadık olanları daima bir dost eliyle himaye eden bir baştır.
Hanımlar,
Efendiler,
Başkumandan bugün
bizim başımızda, yarın ve birbirini takip edecek asırlarda bütün nesillerin başında
daima kumanda edecek.
Ankara, Millî
Mücadele’nin merkezi olan Ankara, Millî Mücadele tarihinin acı, tatlı dakikasını
ve her hatırasını kalbinde saklayan Ankara; onun etrafında bütün Türkiye, Türk
milletinin bu büyük evladına karşı taşıdığı minnettarlığı bu heykellerle ifade
etmeye çalışıyor.
Mazinin galibi ve
istikbalin fatihi Büyük Gazi’nin heykelini açarak ona bu tunçların lisanıyla
Türk milletinin ebedî şükranını söylüyoruz.
Hamdullah Suphi
TANRIÖVER
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder